Yaş yirmi dört.
Sevilmenin ne demek olduğunu öğrenemedim hala
Bilmiyorum hala o hissiyatı.
Ola ki bir gün gözleri görmeyen bir kız severse beni ,
Bilmiyorum ne yapacağımı.
Belki de beni sevilmemeye alıştırdı sevmeye çalıştıklarım.
Adım attığım yaprak döktü ilk baharda.
Oysa Mevlana'ya uymuştu yüreğim ve beynim.
Bir adım atana bin adım atmaya meyilliydi bileklerim.
Olmadı.
Her bir adım , bir uçurum oldu parmak uçlarımda...
Sonra sustu diller
Sonra aktı gözlerden bin derenin suyu.
Sonra kulaklar irkildi sessizliğin sesinde.
Sonra
Sonrası yok hiç bir başlangıcı olmayan tek yönlü duyguların.
Köküne kadar yalnızlık.
Ama öyle bir kök ki ne başı belli ne sonu.
Sustukça uzayan uzun bir yol bu yalnızlık.
Kanayan bir yara
Patlayan bir bomba
Şiddetli bir deprem
Hangi tasviri yaparsam yapayım anlatamaz rededilişlerimi.
Sanki Almanyaya vize alamayan bir gurbetçi yüreğim.
Her defasında yolda kalan bir yolcu
Halbu ki ne alakası var kaportanın motorla.
Kimse iç geçirirken açıp bakmadı içime.
Kimse sormadı ey sefil derdin ne?
Derdim;
Bir zamanlar "Beni de sevecek biri çıkar elbet" derdim.
Derdim bir zamanlar elbet sen de öğrenirsin sevilmeyi.
Derdim sevilmenin ne demek olduğu olmuş benim.
Köküne kadar yalnızlık
Ama öyle bir kök ki ne önü belli ne arkası.
Açar mı goncalar da bir gün ben için?
Yoksa solar mı yüreğim yine yenik bir sevdada..
Sorgular içimi acıtır
Sancılar zaten hiç gitmedi ki.
Kaygılar şöyle dursun hele
Sanrılar beynimin içinde.
Köküne kadar yalnızlık.
Bir elim de kök
Bir elim de gök
Yüreğim kafesinden çıkmayı bekler esir serçe gibi
Satarım bu yüreği yitik esir pazarında
Alan bulunmaz ki...
4 Nisan 2013 Perşembe
25 Haziran 2012 Pazartesi
5 Haziran 2012 Salı
Acı ve Mutluluk Üzerine
Kelimeleri seçerken ne derece özen göstermeliyim bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa o da; acının varlığı mutluluktan daha baskındır.. çünkü acının sivri köşeleri vardır ve batar içine.. ama diğer yandan mutluluk ovaldir.. mutluluğu unutursun da acıyı unutamazsın..
mutluluk anlıktır.. acı baki..
mutluluk paylaşılır.. acı şahsi..
mutluluk çabuk gider.. acı kalır..
mutluluk sabun köpüğüdür.. acı kahve telvesi..
mutluluk insanı çocuklaştırır.. acı olgunlaştırır..
mutluluk hormonsaldır.. acı bilinçaltısal..
mutlulukda da bi parça acı vardır aslında.. bir parça hüzün.. hüzünden geçer zaten her yol. acıyla yoğrulmayan ruh olsa , iki damla akıtmamış göz görse , 4 odası birden sıkışmayan yürek çarpsa , kaldıramayınca bükülmeyen bel dik dursa ne yazar.. ayrılmaz ikilidir esasında.. ketçapla mayonez gibi. ne bileyim suyun içindeki hidrojen ve oksijen gibi.. oksijen yakmasa hidrojen yanmasa su olur muydu hiç içtikçe serinleten ?
20 Mayıs 2012 Pazar
Tebliğ
Sözler düğümlenir boğazda. Tıkanır kalır. Düğüm düğüm olur da ne bir lokma ne bir yudum su geçer içinden. Ne de bir söz çıkar dudaklarının arasından. Sözler düğümlenir boğazda ve tek kelime edemezsin. Sonra öyle bir sıçarsın ki hayatının içine toparlayamazsın. Her zaman böyle karamsar değilim. Bazen en karanlığa itilir yalnızlığın. Ve cebinde kibrit kutusu dahi olsa ya içi boş olur ya da kutu nemli. Çaksan da bir kibrit karanlığa dağıtamazsın varlığını o ışıksızlığın..
Sözler birikir yüreğinde dile getiremezsin. Artık ne ekmeğin tadı aynıdır ne de tuzun. Sözler birikir beyninin ta orta yerinde konuşamazsın. Konuşamazsın çünkü yalnızsın en dibine kadar. Bak ne arayan var ne soran. Öyle boktan ki bu yalnızlık. Konuşsan dağlar parça parça başından aşağı dökülerek inecek. Sussan yüreğin.. Kelimelere sarılırsın o vakit. Yazarsın.. Yazarsın düzinelerce cümle. Bakarsın şiir olur, bakarsın hikaye.. Bakarsın roman olur "anlatsam roman olur" dercesine.
Bazen anlatılmaz yaşananlar. Anlatılamaz elbette. Ondandır bu susmalar. Ya beni anlayabilecek kimse yoksa. Ya insanlar bana deli derse. Ya hayat o kadar da güzel bir şey değilse. Lakin ölüm akıldan dahi geçmez. Ölüm en yakın anında bile istenmez. Nefes almak , en pislik hatıralara rağmen nefes almak geri çevrilemeyecek bir lütuf.
Yaz o zaman beyaz sayfalara siyah puntolarla. Yaz ki yüreğin ferahlasın. Aklın dağılsın dağlar misali. Dağlamasın yaşadıkların yüreğini. Yaz en beyaz sayfaların en sonuna kadar siyah puntolarla.. Yaz içinden geçeni. Bırak aksın içinde ki bu zehir. Hayatını felç eden bu sinsi zehir. Öyle bir zehir ki içinde tutsan içini eritir. Bırak aksın yoksa sonu isyan.. İsyan etme olanlardan ötürü kadere. Kadere isyan edilmez çünkü ey şapşal. Yaşadıkların kendi ellerinde..
Kalk mesela bulaşıkları yıka , ne bileyim yerde duran ağırlıkları kaldır. Ya da karşıdan karşıya geçen bir teyzeye yardım et. Hiç birşey yapmazsan bi sorgula. Sorgula arkadaşım korkma. Sorgula ki cevap bulasın. Cevap sende değilse ne durursun. Sorgula ki cevap bulasın sorularına ve sorunlarına.. Her sorunun bir cevabı vardır unutma. Yeter ki araştırmaktan korkma. Bilmiyorum demekten kork. Biliyorum demekten utanma. Ve gördüğün gerçekleri inkar etme. Çünkü gerçekleri ancak ahmaklar inkar eder unutma.
ve anlat insanlara gerçekleri. Çünkü anlattıkları hep yalan, hep yanlış, hep dolan...
Sözler birikir yüreğinde dile getiremezsin. Artık ne ekmeğin tadı aynıdır ne de tuzun. Sözler birikir beyninin ta orta yerinde konuşamazsın. Konuşamazsın çünkü yalnızsın en dibine kadar. Bak ne arayan var ne soran. Öyle boktan ki bu yalnızlık. Konuşsan dağlar parça parça başından aşağı dökülerek inecek. Sussan yüreğin.. Kelimelere sarılırsın o vakit. Yazarsın.. Yazarsın düzinelerce cümle. Bakarsın şiir olur, bakarsın hikaye.. Bakarsın roman olur "anlatsam roman olur" dercesine.
Bazen anlatılmaz yaşananlar. Anlatılamaz elbette. Ondandır bu susmalar. Ya beni anlayabilecek kimse yoksa. Ya insanlar bana deli derse. Ya hayat o kadar da güzel bir şey değilse. Lakin ölüm akıldan dahi geçmez. Ölüm en yakın anında bile istenmez. Nefes almak , en pislik hatıralara rağmen nefes almak geri çevrilemeyecek bir lütuf.
Yaz o zaman beyaz sayfalara siyah puntolarla. Yaz ki yüreğin ferahlasın. Aklın dağılsın dağlar misali. Dağlamasın yaşadıkların yüreğini. Yaz en beyaz sayfaların en sonuna kadar siyah puntolarla.. Yaz içinden geçeni. Bırak aksın içinde ki bu zehir. Hayatını felç eden bu sinsi zehir. Öyle bir zehir ki içinde tutsan içini eritir. Bırak aksın yoksa sonu isyan.. İsyan etme olanlardan ötürü kadere. Kadere isyan edilmez çünkü ey şapşal. Yaşadıkların kendi ellerinde..
Kalk mesela bulaşıkları yıka , ne bileyim yerde duran ağırlıkları kaldır. Ya da karşıdan karşıya geçen bir teyzeye yardım et. Hiç birşey yapmazsan bi sorgula. Sorgula arkadaşım korkma. Sorgula ki cevap bulasın. Cevap sende değilse ne durursun. Sorgula ki cevap bulasın sorularına ve sorunlarına.. Her sorunun bir cevabı vardır unutma. Yeter ki araştırmaktan korkma. Bilmiyorum demekten kork. Biliyorum demekten utanma. Ve gördüğün gerçekleri inkar etme. Çünkü gerçekleri ancak ahmaklar inkar eder unutma.
ve anlat insanlara gerçekleri. Çünkü anlattıkları hep yalan, hep yanlış, hep dolan...
11 Ocak 2012 Çarşamba
Sınav Haftası

Ne zaman gelse bu sınav haftası , bütün öğrenci milleti aynı moda giriyor. Ders çalışmamak için elinden geleni ardına koymuyor. hatta elinden geleni gerekirse ardına koyuyor, sonra yerini beğenmediği için tekrar eski yerine koyuyor.Ne saçmalıyor bu ninja diyecek olursanız , sınav haftası geldi mi bilirsiniz ki hepimiz sürekli birşeylerle meşgul oluruz. Ama o birşeylerin arasında ders yoktur. ta ki yumurta kapıya dayanana kadar.
Sınav haftasında görülen anormal davranışları madde madde inceleyelim isterseniz.
Madde 1- Oda dağınık ise toplanır , yok toplu ise dağıtılır. Sonra yine toplanır.
Madde 2- Birikmiş ne kadar dizi film varsa hepsi ardı ardına izlenir.Hatta yemek
olayı da dizi izlenirken aradan çıkarılır.
Madde 3- Buçuk olsun başlıyorum diye diye zaman öldürülür. tabi bu esnada yarım saatte bir göz saate gider. Saatin daha önce keşfedilmemiş özellikleri farkedilir.
Madde 4- Arkadaşlara mesaj atılır. Yarın sabahtan fakültede buluşulup sınav öncesi konuların üzerinden geçmek üzere ; daha doğrusu bi bok bilmediği için yarın kendisine ders anlatacak inek bir arkadaşı kafalamak üzere binbir türlü mesajlar atılır.."Karşim nabıyon ya.."; gibi başlayan cümlelerle yağ çekilir.
Madde 5- Geçen zamanın aleyhine işlediğinin farkına varan öğrenci kendini notların arasında bulur. Bulur ama notların arasında onu bulmak meseledir. Tonlarca fotokopinin arasında kaybolan öğrenci iyice kafasını karıştırarak bildiği 2 gram bilgiyide bok eder.
Daha bir çok madde ile örneklendirme yapabiliriz, yani yapabilirim.. öhöm.. bok yaparım daha da uyduramıyorum. tıkandım kehkehkeh... neyse ciddiyeti kaybetmeyelim. Bunlar olurken süre öğrencinin aleyhine işlemektedir. Öğrenci ne yaparsa yapsın kaçınılmaz olan acı gerçekle yüzleşecek o sınavdan sıçacaktır.
Sınava gitmeden önce ki gece şu 3 durumla karşılaşılır.
1- Öğrenci o kadar uzun süre çalışır ki gece notların arasında kolunun üzerine uzanmış bir şekilde sızar. Sabah uyandığında o kol uyuşmuştur. Uyandığında yüzünde 2 durum olabilir ; birincisi ulan ne bok yiyecem ben durumu ya da ikincisi ulan ben ne bok yiyecem durumu...
Ne bok yiyecem lan ben durumu gece uyumadan öncede görülebilir. bir türlü öğrencinin gözüne uyku girmez. sıkıntıdan uyuyamaz. yatak mezar olur adeta. kabir azabı çeken öğrenci uyuyamaz ve sınava uyumadan girmek üzere yola koyulur. bu da 2. durumu oluşturur.3. durum ise sabaha kadar çalışan öğrenci sızar ve uyandığında mallımsı kafası ile saate bakar ve sınavı kaçırdığını farkeder. işte o an çok içten küfür eder. hayatta bu kadar içten küfür edilecek başka bir an daha olamaz bence. böyle dolu dolu hay amına koyayımmmmm diye haykırır öğrenci sonra hiç bi sik olmamış gibi kafayı koyup yatmaya devam eder ya ; işte o öğrenci candır can.. doğal adam/kız/kadın/gay veya ne ise odur işte.
bazı götler de vardır ki hiç belli etmez çalıştığını. Sanıyorum o tipler düzenli çalışıyor. sınav sonuçları açıklandığında yüksek alan bu arkadaşlar, ne zaman sınav öncesi sorsanız hiç bir sorunuza cevap vermez üstüne üstün " ya ben çalışmadım ne bok yiyecem ben ya kesin kalıcam" diye karşılık verip size kısa bir süreliğine " ulan bundan bana fayda yok" düşüncesini ... son cümleyi toparlayamadım siz anladınız ama..
ha bi de sınavdan çıkıldığı an
-olm 4.sorunun b şıkkını ne yaptın lan? çok zordu amk..
+ abi orda kosinüsü 90 alıyosun işte öyle olunca formülde x^2-hedele hödölö oluyo ya..
- eksi mi? olm ben onu artı aldım lan!?
+ yok be abi eksi olacaktı orası yanlış yapmışsın.
- abi hay amk yaa.. hoca puan kırar mı abi yeaa :/
+ kırar abi sonuç değişiyo sonuçta..
gibi klasik muhabbetlerle karşılaşırsınız.. işte o an oradan koşarak uzaklaşın. çünkü duyduklarınızın size bi getirisi olmayacak.. sınav kağıdınıza ne yazdıysanız o.. ha bi de hocanın kaç vereceği.. gerisi teferrüat( nasıl yazılıyo bu kelime onu da bilmiyom ha)
Etiketler:israil,third world war,flotilla
sınav haftası,
sınav haftasında öğrenciler,
vize final dönemi öğrenciler
16 Ekim 2011 Pazar
baldırı çıplak penguen

Uzun bir aranın ardından tekrar blog yazarlığı yapmak istedim ve bu yazıya başladım. Neyden bahsedeceğimi kestiremediğim bu yazıda düşünmeden yazıyorum. Sanki parmaklarım sınırsız güç kaynağına bağlanmış robotik zımbırtılar gibi. Son zamanlarda yaşadıklarıma anlam veremesem de hayatın anlamsızlığı içerisinde herkes gibi yaşamaya devam ediyorum...
5 senemi geçirdiğim bu şehirde yine buradayım. okulu uzatmış olmanın burukluğu var biraz tabi ama şartlar sonuçları oluşturur. bu zamana kadar yaşadığım domino etkisi olaylar zihinsel olarak evrim geçirmemi sağladı diyebilirim. anlamsızca konuşmaya devam ediyorum belkide. bu arada de ayrı. farkındayım ibneliğine bitişik yazdım.;
2 paragrafı geride bırakırken hala zihnimi tam anlamıyla boşaltamadığımı kestiriyorum. kafam o kadar karışık ki kendimi neye vermem gerektiğine bile karar veremiyorum. belki de uzunca bir süre yazı yazmayınca yazan yerlerim köreldi. ha tabi sabah 8 akşam 4 arası kampüste kafede çalışmanında etkileri olabilir tabi. neyse niye bu boş muhabbetleri anlatıyorum ki artık daha fazla uzatmadan olaya girmek istiyorum.
penguenlerden bahsetmek istiyorum sadece. sadece ayakta durabilmek için enerjilerinin %70 ini kullanıyorlar. ve bir çoğumuz hayatta penguenden ibaretiz. tıpkı üniversite hayatım boyunca baldırı çıplak bir penguen olduğum gibi.
1 Şubat 2011 Salı
Zeykur Sözlük Ve Moderasyon Hakkında Bir Yazı

17 haziran 2010.
bi şekilde zeykur sözlük denen oluşumdan haberdar oldum. hemen sözlüğe girdim. üye olur olmaz entrylerimi heyecanla girdim. öyle çok kişi falan yok toplasan 20 kişi ya var ya yok.Neyse efendim vel hasılı kelam haziran ile ağustos arası gayet güzel günler geçirdim sözlükte. taki sikko admin ile kapışana kadar.
yeri geldi diceylik falan yaptık sözlüğün radyosunda. inanılmaz eğlendiğim yayınlar oldu. skype'lardan konuk almalar sabahlara kadar geyikler yapmalar. belli bir süre sözlükte başlık açtığım vakit sol framede bi canlılık olurdu. sözlük üzerinde ciddi etkilerim vardı. ama ne olduysa moderasyonla sıkıntılar yaşamaya başlamıştım. yeni gelen nesillerin uyumsuzluğu da eklenince eski yazma tarzımdan iyice koptum. onun bunun açtığı başlıkta takılan orta sınıf bi yazar oluvermiştim.
kısa bir süre sonra nickli başlık yüzünden moderasyonla tartıştım. moderasyon haksız olmasına rağmen bunu bir türlü anlatamadım onlara. anlamaları için değişik yollara başvurdum. ancak sonunda ne oldu ? moderasyon kendi haksızlığını otoritesini kullanarak kapattı. ve sözlük yazarlarından destek alamadım. hakkımı ararken moderasyon tarafında taşşak geçilen bir yazar konumuna düşmüştüm. sözlük üzerinden laf giydirmeler açık açık küfür etmeler. hani eğlencesine edilen küfürlerden değil direk şahsa. ha biz küfür etmedik mi ? ettik. ama haksız olduğumuz noktada asla küfür etmedik. haksızlığımızı gücümüzle örtbas etmedik. biz bunu yapmadık.
sonra moderasyondan iki arkadaş ve birde yazar arkadaş msnde sorguya aldı adeta beni. h k n ve hamdi kamsat panpalarımı tenzih ediyorum ama o olly yok mu o olly ! fıtık etti beni fıtık. adam güç manyağı. elinde ki fırsatı iyi kullanıyor. bir yazar olarak yapabilecek pek bişeyim olmadığı için tartıştığım diğer mod arkadaşın nick altında uzunca bir yazı ile gereken özrü diledim. haklı olmama rağmen ben özür diledim.
moderasyon gerekli özürü dilesin diye iyi niyetli çabalarken çileden çıkartılan yazar konumuna geldim. ve bugün sözlükte yine bir akımdan sonra olly otoritesini , yetkisini kullanarak patır patır insanları banlamaya başladı. oysa ortada sözlüğe zarar verecek hiç bir koşul bulunmuyordu. sadece kendi haz etmediğ bir caps paylaşıldı diye sözlükte 10 a yakın kişiyi banladı.
Ve ben haksızlığa gelemeyen biri olarak olayları önce izledim. sonra baktım ki wolverine arkadaşımız son bir açıklama için başka bir arkadaşın üyeliği ile girip açıklamasını yazdı. sonra ne mi oldu. Olly gelip her zaman ki gibi başlık uçurdu.
Ve benim patlama noktam bu oldu. kendisine yaptığı tutumun yanlış olduğunu anlatmak üzere küfür dolu başlık açtım. ve beni banlamasını söyledim. sonra yine başlık uçtu.
sol framede bir kaç flood başlık açtıktan sonra sözlüğümüzün admini , spottayken sıradan bir yazar olan iwgu sadece domain aldı diye admin olan iwgu samimiyetsizlğimden dem vurarak beni banladı. ulan ben zaten banlanmayı istiyordum.
ama bari banlıyorsun bana bunu deme. başka zaman olsa tek entry girmezsin dediği ben www.zeykursozluk.com adresinde 8000 entry girdim şimdiye kadar ? o 8000 entry afedersin ama götünüze girsin.
evet ben sözlükden soğudum. evet beni sözlük yönetimi çıldırttı. kimse ninja adam değil di ninja samimiyetsizdi demesin. ben sadece haksızlığa gelemiyorum. bana yapılan haksızlık bugün başka arkadaşlara yapıldı.yarın başka arkadaşlara da yapılacak. bunun yanlış olduğunu dile getirdiğim için ( doğru tutumla veya yanlış tutumla farketmez ) samimiyetsiz denerek sözlükten banlandım.
sözlükten banlanma beni rahatsız etti mi ? hayır etmedi.
çünkü zaten kendim istiyordum bunu.
zeykur sözlük benim için eğlenceli günler olarak mazide kaldı beyler.
Unutmayın Ninja siker !
dipnot Olly'e gelsin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)